Yaşlanmanın etkilerini azaltan Anti-aging (geriye yaşlanma) programı, dengeli beslenme ve kişiye uygun diyet - egzersiz programlarının
yanı sıra yapılan hormon testlerinin ardından eksik hormonların dışarıdan verilmesini de kapsıyor.
Yaşlanmanın etkilerini azaltıp, yaşam kalitesini yükseltmek ve daha uzun yaşamak mümkün.
Bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış ve uzun süredir tüm dünyada uygulanan yöntemler. İlk bakışta vereceğimiz öneriler size "tanıdık" gelebilir; dengeli beslenme, kilo kontrolü, egzersiz. Ama bunlar da yetmiyor. Vücudun deforme olmasının, kiloların artmasının, cildin elastikiyetini kaybetmesinin ve diğer yaşlanma belirtilerinin nedeni, bazı hormonların azalması.
Anti-aging (geriye yaşlanma, yaşlanmanın etkilerini azaltma) programı, dengeli beslenme ve kişiye uygun diyet - egzersiz programlarının yanı sıra yapılan hormon testlerinin ardından eksik hormonların dışarıdan verilmesini de kapsıyor. Düzenli cilt bakımı, peeling ve gerekirse cerrahi müdahalenin de önerildiği program aslında bir yaşam biçimi...
Ne kadar erken yaşta
uygulamaya başlarsanız
o kadar iyi sonuç
alınıyor.
|
Anti-Aging terapisinin amaçları:
-Hafıza ve kavrama yeteneğini güçlendirmek
-Uyku problemini en aza indirmek
-Enerji harcama seviyesini yükseltmek, kişinin zinde ve sağlıklı hissetmesini sağlamak
-Vücuttaki yağ kitlesini azaltıp kas kütlesini güçlendirmek
-Cinsel gücün yeniden kazanılmasını sağlamak
-Vücut hatlarını güzelleştirmek
-Vücut kan akımını düzenleyip şeker ve kolesterolü sabit tutmak
-Kemik gücünü artırmak
-İmmün sistem yani bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlamak
-Yaşlılık ile zayıflayan cildi toparlamak elastikiyetini artırmak
Anti-aging terapisi kapsamında tepeden tırnağa muayene ile kişinin ihtiyaçları tespit ediliyor.
Vücudun eksiklerini tamamlamaya yönelik 4 ana program olan; Hormon bilimi, estetik güzellik, kondisyon ve fiziksel aktivite, diyet programları ayarlanıyor.
Anti-Aging Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
1.Hücrelerin, serbest radikallerin zararlı etkilerinden korunması için her gün 5 - 9 porsiyon sebze ve meyve tüketmek gerekiyor.
2.Konserve besinler değil, taze veya donmuş olanlar tercih edilmeli.
3.Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketmek gerekiyor. Çiğ ve taze sebzelerin sahip olduğu antioksidan özellik pişirmeyle yok oluyor. Az pişirme beta karoten emilimini de artırıyor.
4.Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, soya yağı gibi sıvı yağları tercih etmek gerekiyor.
5.Kurufasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, yeşil fasulye, soya ve yulafta bol miktarda bulunan saponinler, antioksidant etki göstererek hücrelerdeki DNA mutasyonlarını önleyerek antikanserojen etki gösteriyorlar. Bu yüzden kuru baklagilleri sıklıkla tüketmek gerekiyor.
6.Zeytinyağı en iyi antioksidant yağ. Bol E vitamini içeriyor, gençlik sağlıyor ve hastalıklardan uzak tutuyor. Ayrıca, kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) artırıyor. Böylece, damar sertliği, kalp-damar sistemi hastalıkları, kalp krizi ve inmeden uzak durmanızı sağlıyor.
7.Avokado, kötü kolesterolü düşürerek, kalp hastalığı riskini azaltıyor.
8.Yağsız süt ürünleri (light süt, light yoğurt, light peynir), protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler. Kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırıyor, yüksek kan basıncının kontrolünde yardımcı olan potasyum içeriyor.
9.Demir, kırmızı kan hücrelerimizde oksijen taşıyan hemoglobin ve kaslarımızdaki myoglobin proteinlerinin yapısında yer alıyor. En çok bulunduğu besinler, ciğer, yumurta sarısı, kırmızı etler, nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzeler. Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşuyor. Ancak, demir fazlalığı vücutta aynen paslanma benzeri oksitlenme yaparak, damar sertliğine ve tüm vücut hücrelerinin erken yaşlanmasına, yağlanmasına neden oluyor. Bu yüzden demir preperatları doktor kontrolünde almak gerekiyor.
10.Yüksek ısıda pişirilen, kızartılan etlerin içinde kanserojen etki yapan heterosiklik aminler oluşuyor. Önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekiyor.
11.Beyaz unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksek. Bu da erken yaşlanmaya sebep oluyor. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek iyi bir çözüm.
12.Lif, bitkisel gıdaların iskeletini oluşturduğundan, ne kadar fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl yenirse o kadar fazla lif alınmış oluyor. Günde 30 - 35 gram kadar lif almak vücut için yararlı.
Anti-Aging ile ilgili olarak aşağıda anlatılan terapilerin hiçbiri henüz yaşlanmayı geciktirip geciktirmediği konusunda net sonuçlar içermiyor. Yapılan araştırmalar ve yayınlanan bildiriler kısmen onaylansa bile, terapinin tamamiyle bir bütün olarak araştırıldığı bir çalışma bulunmuyor; fakat tıp çevrelerinden, amacının oldukça mantıklı olduğuna dair destek alıyor. Bu terapilerin en önemli özelliği, ‘amacı’. Gençlik dönemlerimizdeki gibi vücut mekanizmamızı güçlü kılmayı amaçlayan Anti-Aging terapisi yıllar sonra oldukça gelişmiş bir bilim olarak bizlere sunulabilir.
Dünyada ve Türkiye’de tıp çevrelerinde Anti-Aging terapi yöntemi, iki uzun dönemli program olarak anlatılıyor. Bu programlardan biri ‘tekrar gençleştirme projesi’ diğeri ise ‘hayat boyu projesi’ olarak sunuluyor.